YAZIMIZI OLUŞTURAN SÖZCÜKLER ÜZERİNE
- 16 Oca
- 5 dakikada okunur

YAZIMIZI OLUŞTURAN SÖZCÜKLER ÜZERİNE
Bu konuda yazacakların bitmez. Bazen kelime diye yazarsın, bazen sözcük. Sonra yazını tekrar gözden geçirip tüm kelimelerin öz Türkçesini bulup yazmak istersin. Yorulur ve bir kenara çekilirsin. Bu çalışmalar yazım ile uğraşanların bir farklı tatlı yorgunluğudur.
Bugün bir şiirimde geçen “Kırkıl” sözcüğüne yine takıldım. TDK sözlüğünde, Osmanlı sözlüğünde ve Yazım kılavuzunda karşılığını bulamadım. Aslında “allı karalı, kır renkte olan” anlamında bu sözcüğü kullanmıştım. Bu çalışmamın da kaynağını yazmak istedim.
İlgili sözcük, Kutadgu Bilig’de olup Türkiye Türkçesi yazı dilinde kullanılmayan, ancak Türkiye Türkçesi ağızlarında yaşayan sözcüklerdenmiş.
Bu durumu Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisinin 20. Yıl 2006/1 sayısının 109. Sayfasında Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Gürer GÜLSEVİN yazmış. (1)
Gülsevin Hanım, yazısının sonunda Kutadgu Bilig 11. yüzyıl Orta Asya ortak edebi Türk yazı dilinin en güzel örneklerinden olduğunu vurgulayarak, 11. yüzyıldan sonra batıya gelen Oğuzlar’ın, Anadolu’da kendi diyalektlerine dayanan yazı dillerini kurduklarını, ortak edebi yazı dilinin kullandığımız 11. yüzyıldan bugüne kadar geçen 10. yüzyıla rağmen, Anadolu ağızlarında hala Kutadgu Bilig Türkçesinin kalıntılarının bulunduğunu, hatta tarihi metinleri okuma ve anlamlandırma işleminde bu kalıntılardan önemli ölçüde yararlanıldığını anlatmış.
Kutadgu Bilig, Türkçenin en temel ve Türk dili araştırmalarının en önemli kaynak eserlerindendir. İslâmî Türk edebiyatının adı bilinen ilk şair ve düşünürü Balasagun’lu Yusuf Has Hacip tarafından yazılmıştır. Kutadgu Bilig “mutluluk veren bilgi”, “hükümet olma bilgisi” gibi anlamlara gelir. Didaktik (öğretici) bir eserdir.
Eserde, toplum hayatındaki bozuklukları düzeltecek, insanı mutlu edecek yolların neler olduğu belirtilmiş; bunun yolları, devrin hükümdarına öğütler halinde gösterilmiştir. Eserde ahlak ve dinin önemi, devlet idaresi gibi konulara da değinilmiştir. Bu açıdan esere bir siyaset kitabı da denebilir. Eser Karahanlı Türkçesi ile yazılmıştır.
Türkedebiyatı.org sitesinden aldığım bu bilgilere bir de eserde yer alan güzel sözleri alarak, bu sözleri de yazıma eklemek isterim. (2)
“Akıl senin için iyi ve yeminli bir dosttur. Bilgi senin için çok merhametli bir kardeştir.
Akıl süsü dil, dil süsü sözdür. İnsanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür. İnsan sözünü dil dili ile söyler; sözü iyi olursa, yüzü parlar.
Anlayış ve bilgi çok iyi şeydir; eğer bulursan, onları kullan ve uçup göğe çık.
Bir insan bütün dünyaya tamamen sahip olsa bile, sonunda dünyada kalır; onun kısmetine ancak iki top bez (kefen) düşer.
Bu dünya renkli bir gölge gibidir, onun peşine düşersen kaçar; sen kaçarsan o seni kovalar.
Bu dünyanın kusuru bin, meziyeti ise birdir. İnsan bunu nasıl geçirirse, o öyle geçer.
Bütün halka içten gelen merhamet göster.
Bütün iyilikler bilginin faydasıdır. Bilgi ile göğe dahi yol bulunur.
Büyüklük taslayan, kibirli ve küstah adam, tatsız ve sevimsiz olur; kibirli insanın itibari günden güne azalır.
Eğer kendine candan bağlı birisini arıyorsan, sözün kısası, kendinden daha candan birini bulamazsın.
Daima iyilik yap ki, kendin de iyilik bul.
Doğan ölür, ondan eser olarak söz kalır. Sözünü iyi söyle, ölümsüz olursun.
Elini uzatarak gökteki yıldızları tutsan ve başın göğe değse bile, sonunda sen yine yerdesin.
Ey asil insan! insanlığı elinden bırakma; insanlığa karşı daima insanlıkla muamele et.
İşi adaletle yap, buna gayret et; hiçbir zaman zulüm etme.
Hangi iş olursa olsun, sen onu tatlı dille karşıla; her işte tatlı dil kullanırsan saadet sana bağlanır.
Hiçbir işte acele etme, sabırlı ol, kendini tut; sabırlı insanlar arzularına erişirler.
Diline ve gözüne sahip ol, boğazına dikkat et; az ye, fakat helal ye.
Hangi işe girersen, önce sonunu düşün; sonu düşünülmeyen işler, insana zarar getirir.
Başkasının zararını isteme, kendin de zarar verme; hep iyilik yap, kendi heva ve heveslerine hâkim ol.
Bak, doğan ölür; ondan, eser olarak, söz kalır; sözünü iyi söyle! ölümsüz olursun.
İnsanın bunca zahmet çekmesi hep boğazı ve sırtı içindir; mal toplar, yiyemez; öldükten sonra da vebali altında kalır.
İnsan nadir değil, insanlık nadirdir. İnsan az değil, doğruluk azdır.
İnsanın bunca zahmet çekmesi hep boğazı ve sırtı içindir. Mal toplar, yiyemez; öldükten sonra da vebalı altında kalır.
Çok mal aç gözlüyü doyurmaz. Ecel gelince pişman olur, fakat artık işini yoluna koyamaz.
Akıl bir meşaledir. Kör için göz, ölü vücut için can, dilsiz için sözdür.
Kötülük edersen, kötülüğün karşılığı pişmanlıktır. Elinden gelirse, kötülüğün inadına iyilik yap.
Çok dinle fakat az konuş. Sözü akıl ile söyle ve bilgi ile süsle.
Fenalık cahillikten doğar, hastalıklar kötülükler hep aynı noksanlıktan ileri gelir. Fakat tedavi ile hastalara şifa verilebilir; terbiye ile kötüler iyi edilebilir, okumak yoluyla da bilgisizlere bilgi verilmiş olur.
Gönlünü ve dilini doğru tut!
Gurur faydasızdır, o insanları kendinden soğutur. Alçak gönüllülük ise insanı yükseltir.
Halka faydalı ol, onlara zarar verme!
Her mahlûk kendi nasibini alır. Yürüyenler yiyeceklerini ve uçanlar da yemlerini bulurlar.
Her sözü söz diye ağzından çıkarma. Lüzumlu olan sözü düşünerek ve ihtiyatla söyle.
Her bakımdan tam zengin olmak istersen, kanaatkâr ol. Böylece kendi nasibini elde etmiş olursun.
Huzur istersen zahmet ile birlikte gelir. Sevinç istersen kaygı ile birlikte bulunur.
İşe acele ile girme, sabır ve teenni ile hareket et. Acele yapılmış olan işler yarın pişmanlık getirir.
İnen yükselir, yükselen iner, parlayan söner ve yükselen durur.
İnsan süsü, yüz; yüzün süsü, göz; aklın süsü, dil; dilin süsü, sözdür.
İnsan, binlerce yaşasa, arzu ettiği şeylere kavuşsa bile, yine dileği bitmez.
İnsana insanlığı nispetinde mukabelede bulun. Böyle mukabelede bulunduğu için, insana insan adı verilmiştir.
İnsanı dil kıymetlendirir ve insan onunla saadet bulur. İnsanı dil kıymetten düşürür ve insanın dili yüzünden başı gider.
İnsanların seçkini insanlığa faydalı olan insandır. Halk nazarında muteber kimse, merhametli olan insandır.
İyi hareket et, kötülerin zararlarını ortadan kaldır!
Kara toprak altındaki altın, taştan farksızdır. Oradan çıkınca, beylerin başında tuğ tokası olur.
Kimin sana biraz emeği geçerse, sen ona karşılık daha fazlasını yapmalısın.
Kötülük değersiz bir şey olduğu için, onu yapan da değersizdir.
Menfaat sandalyeye benzer; başında taşırsan seni küçültür, ayağının altına alırsan seni yükseltir.
Öfke ve gazapla işe yaklaşma; eğer yaklaşırsan, ömrü heder edersin.
Söz ağızda iken sahibinin esiridir, ağızdan çıktıktan sonra sahibi onun esirdir.
Yalnız kendi menfaatini gözeten dosta gönül bağlama. Fayda görmezse, sana düşman olur, ondan vazgeç.”
Eserde yer alan bu sözler, beni büyülemiştir, çok güzel sözlerdir. Bilmiyorum, sizler ne düşünürsünüz?
Eseri yazan, Yusuf Has Hacib, Uygur Türklerindendir. Bireyin ve toplumun mutluluğunu amaç edinerek eserini yazmıştır. Aynı zamanda Kutadgu Bilig; Doğu Karahanlı hükümdarı Tabgaç Uluğ Buğra Karahan' a gönderme olarak yazılan bir Türk eseri özelliğini de taşımaktadır.
Yusuf Has Hacib’ın yaşamı hakkında fazla bilgi yok. Farsça ve Arapça da öğrenen yazarın eserinden anlaşılacağı üzere iyi de bir öğrenim görmüş. Eserini 1069 yılında tamamlamış. Hasta olarak, 50 yaşında yazdığı bu eseri yazarak Hakan Buğra Han’a sunmuş. Hakan da onu has hacib (mabeyinci) yaparak ödüllendirmiş. Ölüm yılı ile mezarı da bilinmiyormuş.
Mesnevi tarzında yazılan bu eser, dil, edebiyat ve kültür tarihimiz açısından büyük önem taşımaktadır.
Hasan OKURSOY
16 Ocak 2025
Yelki
Kaynak;
1- Prof. Dr. Gürer Gülsevin, Kutadgu Bilig’de olup Türkiye Türkçesi yazı dilinde kullanılmayan, ancak Türkiye Türkçesi ağızlarında yaşayan sözcükler, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisinin 20. Yıl 2006/1 sayısının 109. Sayfası.
2- Kutadgu Bilig ve özellikleri, Türk Dili ve Edebiyatı’nın Türkedebiyatı.org.sitesi.